Abstract

Klasik Türk Musıkisi genel bir anlatımla şifahi (sözlü) bir musıki geleneğini ifade eder.
Şifahi oluş, geleneğin bizzat kendisini oluşturan ve sözlü intikali esas alan meşk sistemi
sebebiyledir. Türk Musıki geleneği de bazı notasyon denemeleri ve görece yaygınlık kazanan
güfte mecmuaları hariç tutulduğu vakit ağırlıklı olarak sözlü bir müziktir. Günümüzde notanın
kullanımı belirgin şekilde arttıysa da sözlü müzik geleneği devam etmektedir. Bu sözlülüğün
başlıca getirisi, müziğin her icrada bir parça yeniden üretimidir. Geleneğin büyük kısmı, çok az
istisnalar haricinde, icra farklılıklarını standardize edilmesi lazım gelen bir arıza olarak
görmüşken, bu makalede, esasen her eserin küçük varyasyonlarının oluşmasının şifahi
geleneğin tabii bir neticesi olduğu savı ileri sürülüyor. Dahası, eserin farklı yorumlarının bir
arıza değil, bir zenginlik belirtisi olduğu tezi geliştiriliyor. ‘Hafıza plüralizmi’ olarak ifade
edebileceğimiz bu ilkenin şifahi müziklerin doğal ve kabul edilmesi gereken bir neticesi olduğu
fikri müdafaa ediliyor.