Abstract

Çalgılar, yapıldıkları ilk halleri itibariyle, doğada bulunan malzemelerden çeşitli
gereksinimlerle meydana getirilen birer araçtır. Bu özellikleri itibariyle, öncelikle beslenme,
avlanma ve hayvanlardan korunma, sıvıları muhafaza etme gibi insanların temel
gereksinimlerine işaret ederler. Zamanla insanların kendi seslerine eşlik etmek amacıyla
kullandıkları çeşitli aletleri müzik yapmak amacıyla üretmeye başlamaları, bu aletlerin kullanım
amacının yanı sıra temsil ettiği kavramların da değişimine neden olmuştur. Tını, perde ve gürlük
gibi müziğin maddi ontolojisini oluşturan fizikî özelliklerinin yanı sıra morfolojik yapıları
itibariyle çalgılar, yapıldıkları malzeme, bu malzemelerin yetiştiği coğrafya ve iklimi
çağrıştırırlar. Bulundukları toplumun yaşayış ve inanışlarına göre yeni anlamlar kazanan
çalgılar, zamanla ait oldukları toplumun kültürel değerlerini temsil edebilecek nosyonlar
kazanmışlardır. Nitekim çalgıları dinlediğimizde işittiğimiz ses rengi, çalgının yapıldığı
malzemeden, o çalgıyı dinlediğimizde zihnimizde uyanan kavramlar ise çalgının zaman
içerisinde özdeşleştiği kültürel unsurlardan ileri gelmektedir. Dolayısıyla çalgılar sadece dış
görüntüleri ve tınıları itibariyle değil aynı zamanda bizde çağrıştırdıkları imgelerle de
zihinlerimizde var olurlar. Böylelikle kültürün bir parçası olan, insanların zamanla
oluşturdukları yetenek ve âdetler çalgılara ayırt edici özellikler sağlarken, ahlak, bilgi, hukuk,
inanç, örf ve sanat gibi kültürle ilişkili söylem, sembol ve motifler de bu aidiyeti
pekiştirebilmektedir. Bu nedenle bu makalede ait oldukları toplumların kültürünü temsil etmesi
bakımından çalgılarda sözlü ve görsel olmak üzere iki yolla gerçekleştirilen kültürel temsil konu
edilecektir.